Beklenmeyen Duygu!

Kardeş kıskançlığı, çoğu zaman sevginin yokluğu değil; paylaşmayı öğrenmenin acıtan ilk deneyimidir. Yeni gelen kardeşle birlikte, düzen değişir. Daha az kucak, daha az göz teması, daha az oyun…

“Abisin / Ablasın sen” demek neden yaralar?

Bu cümle çocuğa şunu fısıldar: “Sen artık çocuk değilsin. Olgunlaş. Beklentimiz büyük.” Ama gerçek şu ki: O da hâlâ küçüktür. O da hâlâ sevilmek, görülmek, anlaşılmak ister.

Kardeşini değil, sizi kaybettiğini düşünür.

Çocuk için kıskançlık, genellikle kardeşe karşı değil… Sizin artık eskisi kadar onunla olmadığınıza karşıdır. Yani kıskandığı şey, “sizin ilginizdir.”

Bu yüzden… ‘duyguyu inkâr etmeyin’

“Sen de kardeşini seviyorsun” yerine: “Sanki benimle daha çok vakit geçirmek istiyorsun…” deyin. Bu onu şımarık yapmaz. Duygusu anlaşılmış biri yapar.

Rol değil, ilişki teklif edin.

“Hadi kardeşine mama ver.”

“Seninle biraz baş başa kitap okuyalım mı?” 

Çocuğunuza “yardımcı” değil, çocuk olmaya hakkı olan birey gibi yaklaşın.

Kardeşini sevmesi zaman alabilir.

Bazı çocuklar kardeşine 1 ayda alışır, bazıları 1 yılda. Sevgi bazen hemen gelmez. Zorlamayın. Sadece alan açın.

Oyun: Kıskançlıkla baş etmenin dili

Oyun sırasında kardeşiyle yaşadığı duyguları yansıtabilir. Oyuncaklarıyla öfkesini, kırgınlığını ifade eder. Sizce o ayıya neden bağırıyor? Dinleyin. Gözlemleyin. Cevap vermeyin. Yanında olun.

En önemli şey:

Siz değişmediniz. O bunu hissetsin. Gün içinde 10 dakikalık “sadece sana ait zaman” mucizeler yaratır. Birlikte gülmek, birlikte susmak, birlikte kitap karıştırmak bile yeter.

Sonuç:

Kıskanmak, kötü olmak demek değildir. Kıskanan çocuk değil… Anlaşılmayan duygudur zor olan.

Tags: